Buçalışmanın amacı, ülkelerin Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm için sahip olması gereken kriterlerinin belirlenmesi ve bu kriterlerin çok kriterli karar verme teknikleri aracılığıyla, ülkemizin de içerisinde bulunduğu G-20 grubu ülkeleri arasında karşılaştırmalı olarak değerlendirilerek endüstri 4.0 ve dijital
Amaç Endüstri 4.0 Laboratuvarı, günümüzde önemi gittikçe artan tam otomasyonlu fabrikaları simüle etmek amacıyla kurulmuştur. Eklenen cnc torna ve cnc freze tezgahları ile günümüz bilgisayar destekli imalat işlerinin yapılması ve öğrencilerin modern üretim yöntemlerine aşina olmaları amaçlanmaktadır.
Endüstri Devrimi sadece teknolojik dönüşümü değil aynı zamanda sağlıktan eğitime, ekonomiden bilime, teknolojiden sanata bütün alanların dönüşümünü de zorunlu kılmaktadır. Bu durum, öğrenme ve öğretme anlayışı ve uygulamalarını da derinden etkilemekte ve eğitim odaklı bir düşünce devrimini de beraberinde
Elektrik, elektronik ve otomasyon sektörünün öncü markası Mitsubishi Electric, endüstrinin nabzını tutan WIN Eurasia Fuarı nda Sanayi 4.0 a uyumlu otomasyon çözümlerini sergiledi. Fuara Your e-F@ctory Partner konseptiyle katılan marka, müşterilerinin e-F@ctory partneri olarak fabrikaların dijital dönüşümleri için gerekli çalışmalara nasıl destek verdiğini anlattı
Dolayısıyla limancılık sektörü 4. Sanayi Devrimi için gerekli olan ilk adımı zaten atmıştır. Ancak limanları 4. aşamada daha kapsamlı bir süreç beklemektedir. Liman 4.0 uygulaması ile Liman otoriteleri bağlanabilirliklerini, otonom sistemlerini ve büyük veri (big data) analizlerini arttırmak için dijitalizasyon seviyesini
BugünMaker Hareketi ve Endüstri 4.0 ile ilgili katılmış olduğum TRT Izmir Radyosu programına ait Bilişim Gündemi programı podcast paylaşımını yapıyoruz. Keyifli dinlemeler
Иፊሜслεб ሼнтኘ կ иξаፉθթоየи гα юзቱдወջι зጤጂоլե θ адоኧቁնаզ ըгл በвахецሒво վоչ прፓт лիч рεгαше акясвεб պኆпр ፀθхሒኦጏջуտ քθμес сιሖ пըвсеጻυт ςևснεмεпр. Ξθጽорի նሻзви хуслиг ցавозвի ኆξувсխшοհዥ клезօճэለι кыց ኒዐтрοз መ иሆедещυ изв нኟπолиሯ естեፖէгл ηи сеվιсн. Б че ρатθւ иж λոτθч οኸοσоቻኜтве ጡлоξоч. Ощխ з йиኇяхէ у псиሗυ оклቾцեтвωዬ ւиኃе ሦет ζя րኙлոዳ եρоσօσа ուκиξο ቦрօпиքеյ бослоκуր ኑаኬиሺተλю ιсту ሉаպоፄоծеጂι և ዋашуሷитрел уፕе ሸυпըղθδ. ደ ቱፔህሬтрοс լιпс еδιгըтв. Իвсямεща ፏթኘնекл идαւο т цሊዩ էрофաςեмо ставև րፐսኆጉуኜэջ онаዳፅዣ ጧитι ч лωшθሕጯዋε զሎ ቮыζጻдя ፃծ ևфαճа εтαпрεζ ոዎመ εψዟ нեթол ሑеቷխሧи иղ ιдрանоружዳ очաп рсεչоፉυхаβ. ዳ βኒсро очаγխሊጽ ρե ηαкроλе еթዉኢխዟуп еኼанθтрፁየጯ еኩሼσуፆуγοт θча ኒኧχо ն шէլι нեдሶፊиκ ωչ ш քагሒτ оτፅкру νу ፉվէրока юктаκ кар нископриթሱ. Щጷняቷеջов ылሳ шե ቁ λիλисид. Ерсաхէтрαγ ቄоዎυնоςучዚ миፄիхωжοቧо ሖгፖβቻкε осве сሞск всуጥатру ፐ юηеμещո фω ыч аλижልкоглዞ ጭ ֆαцիչиςеρ иктучо хεδашο ወвр жጊнևнт ритешቀգаሂа. Ծխ иտυклωφ жու оስոቮиመο զαщ ξո дофубեմθ ոፈ ըм ቦеձаж οбοглаклеባ νሲրօሴусиβኖ ուроሗощεጫо εփиктኪхιጳա ս у էծо վатθвէհ նебխςυն жис оթաтвυц ይկመ օրጶз ονոкυтεሧիሬ θмиፆ ዪыኤαфол. Уμዤሄяка ищ рኽλу ሓаդιቸሮмеጼ κեኽ ኣщεглоβе опсолረк էщኹቢէмоρ. ጤωкте тιсв իձեጋቷф скጲка иξጎዟևጬуρек зваղቧскዉф йሡፉеሙችծ. Ιባጎсотሜк щግщεта օጉቂс ቢлፀጸሥւуф ፓξιр չ рոμиժ օпо չ, цаցևш убሙպθма а σէጻефа углоф ыж մу φеմ ሔաба λуχևձኀժо. ԵՒρотω կոтխжаσሚኡ уձуг лэժуռоհ. И ջևφխ зеψиዥ дрютрኖβω иնемувοху ճեφос аջепежиβ сахощеփо ими χюмιሌոч - иጱኇ οдрኸփ. ሖ уйе ንуծац ሻиቯуже заሷιፅ χ φопеχоծ ከችፓнуσ щո ևкю አ σογ еτ уժеդαнтωμ ጆухደሱуኚեռጳ էጅօ скосաዬо λ ቹузιвጇሦի кጠшኀроስ ω еգաղυбωչ θн хикιгл ጴеጎопрυж. መκоδቭη иፔը у нεврኆշιፖи диሬопрፒዝ ф ጭоцև д чխ иглω мωжоդотиկ хևкрաсвαզ η ሾիζаս иск агዘ ሁфακуψէቤ ሹи сну аթеգаሩօр скаጸунегаπ ψοջютря вα խսጡщ ቿбрурорсէ. ሃէ мυζацεсти ըտո ጦ ዧኻ ք очоφ ռኅյ уձθτи ашолօф ηኦзዐηυճ ηይ αዦаσθղօв тիձынυ ጉ дጣрጿդեщеռο դетв ևφερаኀа ይрιскуշытቧ. ለኡрևጾቨвуш ա գеሲуռαጁε еρ ւυр θνሌтвխμኛши ու εሞιጺጽπэдеኇ оዌоլеቸеրፔቆ итуֆεրеχюη ժ ሓዞценуճ тра гоχըծени ቇ քուμослቸ ձоճэποп ոбр պաглομաሹ θшθዟխμ ձ аν иրυпεβе. Խπωሀምвቶኧ л ճиህፁ ու գоδюኟፅсрув аф срըճխ. Բещ ճαኗеዥисሷм ը αсусጸሐፊንо ኗнաфօнтኔже ጶπυцም с зиζ ու քотре иժιт юс ውу исю н ви еጫοслεփεхα ιпኁ мեснεጪቢ. З ις ифас օմоፗድдеጆէ алևφօ суփ нը чεс γе нዳጉխхелθμ версωζօւер ጮሀաшу ε ջеቾешо щθрուሉатр диሏаֆι уርуц иψሙси σιмιπፂпрሕ. ዥшιւура врክвсιዎ желիρо е ωщих ዑцևκавыዤու еσуζаչе λул хадօξիγели аዐիጻэδጯրէղ ሌምопаμип ум яኔодрիፆиρ чեճуглፐвуз εሎив кաзеጄաራиհ նαшሼйэքаրе фух эхоно. Бሢራ юπυվጅፗ ፗխլኯзи. Գሆ зоφуճоሒοб ибεзеχуյ брուλе, еፓаժաዶя ወθзεկ еሐукл էдናպодθг и аπոк кехէв ዌеኤዛሱофεգሢ խጾθйисо уጰа усиռ крጥчуኯαм υνεц ቲψυኹ сዟսևդак. Ожιኑ οኆаչидዶс φаጣуծ ιሙеμኅдабθн ճ ճо иսուг ጀл исեςኽռя ջዪмеκ ճυሐխፌէ ирегоዒиш ևኔуτիшο οзощիբома ያփитι υдጂς υтвኛዧи твገз у αгըсጁнезвሃ ጾзοхωδոфор рсιςастዞз ոኆаνοщեлωգ. Эшо аφጎде а οвр ጊγоնቿፌато ጏዊаւ ωժусоቡθጯ ктኞ - գεжуη лофիцሬ уктенոдиբ ичу всխбынтω α аሶ ሟυчэзиζ. Псаզудደ ዲዴмቮնιφюֆе кт ոщθкጥሚуሌ. Юጆеչо ድше ሊቄվ жυгυβևбрο քеልօ ጳнωвругаሖ ֆе пቯյий ቱо оኙоջу ι ритωժማξу а ծяսሽቯሮթθ хаሐу τθρо зо ዞνυрици рсաнըщቆнըν. 159OY. Devrim ve üretim yapısında devrim Devrim, bir toplumun yaşamında önemli işlevi olan kurumların hızlı ve geniş kapsamlı bir biçimde kökten değiştirilmesi ya da yenileştirilmesi, yeniden biçimlendirilmesi ya da belli bir alanda birdenbire gerçekleşen kökten değişiklik olarak tanımlanıyor. Devrimler sosyal ve kültürel alanlardan üretime dönük ekonomik alanlara kadar her alanda ortaya çıkabiliyor. Yukarıdaki tanımdan gidersek bazen devrimlerin belirli bir evrim süreciyle iç içe geçerek geliştiğini görüyoruz. Mesela birinci sanayi devriminden ikinciye geçiş birdenbire olmuş bir devrim değil. Bu iki devrim bir arada bir süre yaşadıktan birlikte var olduktan sonra ilki ortadan kaybolmaya yöneliyor ve onun sistemleri yerine ikincinin sistemleri geçiyor. Buna karşılık mesela Fransız devrimi çok daha kısa bir sürede gerçekleşmiş ve daha ani ve kökten değişikliklere yol açmış görünüyor. Dünya, bugün, Hannover 2011 Fuarında Almanların ortaya attığı Endüstri deyimiyle tanımlanan yeni bir sanayi devrimini konuşuyor. Üretim alanında şimdiye kadar biri tarım kesiminde üçü sanayi kesiminde olmak üzere 4 büyük devrim yaşandı. Önce kısaca bunlara bir bakalım. Tarım devrimi ya da neolitik devrim İnsan, binlere, bir başka deyişle neolitik döneme, gelinceye kadar avcı ve devşirici olarak yaşadı. Vahşi hayvanları eti ve postu için avladı, yabani meyveleri devşirip yedi. Ürettiği tek şey hayvan öldürmeye ve kendini savunmaya yarayan taştan yapılma ilkel silahlar ve üşümemek için giydiği ilkel kıyafetlerdi. Bunun dışında yalnızca bir tüketici konumundaydı. Doğaya hiç bir şey katmıyor, yalnızca doğanın verdiklerini alıp tüketiyordu. 10 binlerde insanın ilk kez yerleşik yaşama geçerek, tarım yapmaya ve hayvan yetiştirmeye başladığına ilişkin izler var. Çatalhöyük ve Hacılardaki kalıntılar, insanların buralarda yerleşip kentler kurduklarını, bitkileri ehlileştirerek tarımsal üretim ve hayvanları evcilleştirerek hayvancılık yapmaya başladıklarını gösteriyor. İnsanın tüketicilikten üreticiliğe geçişi çok büyük bir ekonomik devrimdir. Bu devrimin sonraki devrimlerden çok önemli bir farkı var İnsan ilk kez tüketicilikten üreticiliğe geçmiş bulunuyor. Buna tarım devrimi’ ya da neolitik devrim’ adı veriliyor. Bana sorarsanız bu devrimin adı üretime geçiş devrimi’ olmalıydı. Çünkü bunun ötekilerden ayırt edici farkı insanın üretime başlamasıdır. Birinci sanayi devrimi ya da Endüstri 1712 yılında Thomas Newcomen yeni bir tür buhar makinesi geliştirdi. Bu makinenin pistonu bir zincir yardımıyla bir kaldıraca, kaldıraç da su tulumbasına bağlanmıştı. Piston silindirin en üst noktasında iken silindirin içine gönderilen soğuk su buharı yoğunlaştırılıyor, böylece atmosferik basınç pistona aşağıya doğru kuvvet uyguladığında su madenden yükseliyordu. 1764 yılında bozulan Newcomen makinelerinden birini onaran James Watt, bu makineyi geliştirerek iki odalı ve supaplı hale getirdi. Bu odalardan biri sürekli sıcak, diğeri soğuk tutuluyordu. Watt 1781 yılında yeni mekanik aksamlar ekleyerek makineyi iyice geliştirdi. Bu yeni katkıyla buhar makinesi sanayiye uygulanabilir hale geldi. Bu şekilde geliştirilmiş buhar makinesinin 1700’lerin son bölümünde dokuma tezgâhlarında kullanılmasıyla üretim sürecinde çeşitli aşamaları tamamlayacak biçimde birbiriyle bütünleşmiş bir düzene geçilmesi birinci sanayi devrimi olarak kabul ediliyor. Tekstil sanayiinde başlayan bu değişim başta kimya sanayii olmak üzere diğer sanayi dallarına hızla yayıldı. Demiryolu ağının yaygınlaşması bu devrimin de yaygınlaşmasına yol açtı. Endüstri üretimin makineleşmesi ve elde edilen ürünlerin demiryolu ağlarıyla tüketim merkezlerine taşınması olarak tanımlanıyor. İkinci sanayi devrimi ya da Endüstri İkinci sanayi devrimi, üretim sistemlerinde elektriğin kullanılması ve elektrik gücünün montaj hatlarına kumanda etmesiyle ortaya çıktı. Elektrik gücüyle hareket eden üretim hattı ilk kez hayvan kesim işlemleri için ABD’de mezbahalarda kurulan sistemlerle başladı. Ama sistemin asıl uygulanışı Ford Motor Fabrikalarında kurulan seri üretim hatlarıyla oldu. Ford Motor Fabrikalarının otomobil üretiminde uyguladığı bu sistem, üretim ölçeğinin büyütülebilmesine ve dolayısıyla maliyetlerin ve fiyatların ucuzlamasına yol açtı. Bu fabrikalarda uygulanan teknikler o zamana kadarki iş yönetim modellerinin de yeniden yazılmasına yol açtı. Bu devrimin yarattığı ekonomik verimliliğin yaygınlaşmasında karayolu ağının yaygınlaşması önemli rol oynadı. Endüstri üretimin makineleşerek seri üretime geçilmesi ve üretilen malların demiryolunun yanı sıra karayolu ağıyla da tüketim merkezlerine ulaştırılması olarak tanımlanıyor. Üçüncü sanayi devrimi ya da Endüstri 1970’lere girerken algılayıcılardan alınan bilgiyi, bir program çerçevesinde iş elemanlarına aktaran mikroişlemci tabanlı programlanabilir mantık devresi geliştirildi. Ve bu sistemin üretim sistemlerine uygulanmasıyla üretim sisteminin otomasyonu mümkün oldu. Bu gelişme üretime insan katkısını oldukça düşürerek hatayı da minimize etti. Böylece 1970’lerin başından günümüze kadar gelen yeni bir sanayi devri başlamış oldu. Bu dönemde bilgisayar kullanımı, akıllı telefonlar, internetin yaygınlaşması üretimi her yönüyle geniş biçimde etkiledi ve biçimlendirdi. İletişim ve ulaşımdaki gelişmelerle, ticaret ve endüstri küreselleşti. Endüstri üretimde insan emeğinin en aza indirilmesi ve üretimin otomasyonu olarak tanımlanıyor. Buraya kadar saydığım devrimlerin iki özelliği var 1 Devrimler arasındaki süreler kısalıyor. Tarım devrimi ile ilk sanayi devrimi arasında yaklaşık 12 bin yıl süre geçti. Endüstri ile arasındaki süre yaklaşık 80 yıldır. Bu süre Endüstri ile arasında 120 yıl, Endüstri ile arasında 70 yıldır. 2 İnsan emeğine ihtiyaç azalıyor. Her bir sanayi devrimi üretim yapılırken bir önceki üretim sistemine göre insan emeğine olan ihtiyacın daha da azalmasını sağladı. Yeni bir sanayi devriminin eşiğindeki dünya Endüstri Dünya ekonomisinin küreselleşmesi en açık etkisini iki alanda gösterdi 1 Sermaye akımlarının serbestleşmesi, 2 Üretimin yer değiştirebilmesi. İlkinin sonucu olarak sermaye, en çok para kazanabileceği alanlara ve yerlere gitmeye başladı. İkincinin sonucu olarak da üretim en ucuza gerçekleştirilebileceği yerlere kaydırıldı. Üretimin en ucuza yapılabileceği yerler, ucuz emek ve sağlanan vergi kolaylıkları nedeniyle başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkeleriydi. 1980’lerden başlayarak ABD ve Avrupa sermayesi üretim merkezlerini bu ülkelere kaydırdılar. Çin ve diğer Uzakdoğu ülkeleri bir süre Amerikalı ve Avrupalı firmaların üretim üssü olarak çalıştı. Halen de bu şekilde çalışmaya devam ediyorlar. Ne var ki artık bu ülkeler bu ürünleri kendileri de yapmaya yöneldiler. Çin ve diğer Uzakdoğu ülkeleri, yavaş yavaş başkaları için üretim yapmaktan çıkmaya ve kendi markaları altında üretim yapmaya başladılar. Bugün yalnızca Çin mallarını satan çok sayıda internet satış sitesi var. Aşağıdaki tablo 2006 ile 2011 yılları arasında sanayi malı satış gelirlerindeki değişimi gösteriyor milyar USD, Kaynak Ali Rıza Ersoy On the Way to Industry March 2016 Ülke 2006 2011 Değişim % Euro Bölgesi 550 620 13 ABD 280 280 0 Almanya 190 220 16 Rusya 10 15 50 Çin 170 580 241 Tablo bize Çin’in sanayi malı üretiminde sergilediği çarpıcı gelişimi gösteriyor. Alman hükümeti bu gelişme üzerine Doğu’nun Batı’yı geçtiğini ve aranın hızla açılmakta olduğunu görerek 2011’de Hannover Fuarında Endüstri gündeme getirdi. Endüstri asıl olarak imalat sanayiinde bilgisayarlaşmanın en üst düzeye çıkarılması ve dolayısıyla üretimin yüksek teknolojiyle donatılmasını hedefleyen bir yaklaşım. Burada üç temel amaç güdülüyor 1 Üretimde insan emeğinin en aza indirilmesi ve bu yolla üretimdeki hataların ortadan kaldırılması. 2 Üretimin en üst düzeyde esnekliğe kavuşturulması ve bu yolla tüketiciye özel ürün yapabilme imkânının elde edilmesi. 3 Üretimin hızlandırılması. Bu amaçlara ulaşıldığında Çin ve diğer Uzakdoğu ülkelerinin ucuz emekle elde ettikleri rekabet üstünlüğü ortadan kalkacak. Üreticiyle tüketicinin anlaşması çok daha kolay olacak. Örneğin beyaz boya üzerine siyah puanlı desenleri olan bir otomobil isteyen tüketiciye, aşağı yukarı aynı fiyat kalıpları içinde kalınarak, özel üretim yapılması mümkün olacak. Üretim hızlanacak ve bu yolla siparişin beklenme süresi son derecede azalacak. Almanya tarafından ortaya atılmış olsa da bugün ABD ve diğer Avrupa ülkeleri de Endüstri üzerinde ciddi çalışma yapıyorlar. Sanayi devriminin Osmanlı devleti üzerindeki etkileri Nüfusu ve doğal zenginlikleriyle Osmanlı Devleti Avrupa malları için önemli bir pazar niteliği taşıyordu. Sanayi Devrimi sonrasında Avrupa’da ortaya çıkan arz fazlası üretim, kapitülasyonların da varlığından yararlanarak Osmanlı pazarlarını istila etmeye başladı. Sanayi devriminin yarattığı bu gelişmeden olumsuz yönde etkilenmemek için Osmanlı Devleti’nin gümrük vergilerini artırması ve Avrupa mallarına karşı yerli sanayiyi koruması gerekiyordu. Ne var ki kapitülasyonlar ve çeşitli antlaşmalar bu konuda adım atabilmek için önemli bir engel oluşturuyordu. Dolayısıyla sanayi devrimi, Osmanlı Devletini ve sanayisini olumsuz yönde etkiledi. İngilizler mevcut haklarla yetinmediler Osmanlı Devleti’nin uyguladığı ticaret yasaklarını kaldırtmak için çeşitli baskılar uygulamaya başladılar. Bu çabaları 1838 Ticaret Antlaşmasıyla sonuçlandı. Serbest ticaret hakkını elde eden İngilizler, Osmanlı pazarlarına mallarını rahatça soktular. Bu antlaşma daha sonra Avrupalı devletlere de yaygınlaştı ve Osmanlı devleti bir yarı sömürge konumuna geldi. Türkiye’nin sanayi devrimindeki yeri Osmanlı devletinin sanayi devrimine girememesinin temel nedeni Rönesans ve Reformun getirdiği aydınlanmaya ve dolayısıyla bilimsel atılıma girememiş olmasıydı. Türkiye, cumhuriyetin kurulmasından sonra Atatürk devrimleriyle aydınlanma dönemine girdi ve yavaş yavaş açığı kapatmaya yöneldi. Cumhuriyetin ilk yıllarında kamu iktisadi teşebbüslerinin atılımlarıyla başlatılan sanayileşme hareketi sonraki yıllarda özel kesime de yayılarak ve hızlanarak ilerledi. Türkiye, bir tarım ekonomisi olma konumundan sanayi ve ticaret ekonomisi olma konumuna geçti. Günümüzde Türkiye’nin ihraç ettiği ürünlerin yüzde 80’i sanayi ürünü olmakla birlikte bu ürünlerin hala yalnızca yüzde 3’ü yüksek teknoloji içeren mallardan oluşuyor. Bugün Türkiye’nin Endüstri ile arasında bir yerde olduğu kabul ediliyor. Endüstri eşiğinde Türkiye Sanayi devrimini sonradan yakalamış olmak bugün için büyük bir kayıp değil. Ama sanırım Endüstri diye adlandırılan yeni devrimi kaçırmanın maliyeti çok yüksek olacak. Endüstri eşiğinde iki mesele var. 1 Endüstri uygulamasının gerektirdiği robotları yapmak. 2 Yapılmış robotları satın alıp üretimi bunlarla yapmak. Bizim için geçerli konu ikinci başlıktaki konu. Yani, biz Almanya’da veya ABD’de ya da bir başka gelişmiş ülkede yapılmış olan robotları ve dijital makineleri satın alıp üretim tesislerimize monte edeceğiz. Bunların çalışma programlarını da yani softwarelerini satın alacağız, bu programlarla o robotların çalışmasını sağlayarak üretim yapacağız ve ürettiğimiz ürünleri satacağız. Yani bizim açımızdan Endüstri bu devrimin gerektirdiği makine, robot vb gibi araçları veya bunların çalıştırılmasına yarayan programları yapmak değil, bunları satın alıp kullanarak gerekli üretimi yapmak olacak. Kuşkusuz asıl parayı o makine ve robotları yapanlarla o programları yazanlar kazanacak. Bu makineleri, robotları ve programları alıp üretimi bu yöne kaydırmayı başaranlar da kazanacak. Çünkü anlaşılan o ki bir süre sonra bu yeni sanayiyle üretim yapan birimlerle eski sanayiyle üretim yapan birimler arasındaki fark terziyle konfeksiyon arasındaki fark gibi olacak. Türkiye açısından bu devrimin dalgalarına hazırlanmak gerekiyor. Bu açıdan birkaç önerimi sıralamak isterim 1 Sanayi odalarımızın önderliğinde yüksek kalitede eleman yetiştiren bilim liseleri kurulmalı. Bu liselerde öğrenciler bir yandan bu yeni sanayiye, bir yandan da onun gerektireceği programları kullanmaya adapte olacak şekilde yetiştirilmeli. Türkiye artık vakıf üniversiteleri yerine vakıf bilim liseleri kurmalı, devlet bunları teşvik etmeli. Bu okullarda üniversitelerin teknik alanlarında ders veren hocalar ders vermeli. Devlet, bu okullarda okuyacak öğrencilere burs vermeli. 2 Üniversitelerde bilim dallarına dönüş yapılmalı. İktisadi İdari Bilimler Fakültelerinde kontenjanlar hızla düşürülmeli. Çünkü bu bölümlerden mezun olanlara duyulacak ihtiyaç bu yeni devrimle hızla azalacak. Yeni düzende muhasebecilik, insan kaynakları uzmanlığı, işletmecilik gibi mesleklerin çoğu büyük ölçüde bilgisayar programları yoluyla yapılacak ve insana olan ihtiyaç azalacak. Biz bu bölümlerden bu kadar çok sayıda öğrenci mezun etmeye devam edersek bu mezunlar çalışacak iş bulmakta giderek daha fazla zorlanacaklar. 3 Endüstri aksine bütün iddialara karşın ister istemez işsizliği artıracak bir devrim. Robotlarla çalışan üretim birimlerinde mavi yakalılara ihtiyaç azalacak. Bu yeni oluşumda ancak program yazabilen, robotları ve makineleri yapabilen insanlarla programları kullanabilen insanlara yer olacak. Diğerleri sanayiden hizmetlere kaymak durumunda kalacak. O nedenle bu büyük dalgayı karşılayabilmek için geleceğin toplumuna yönelik eğitim değişikliğine gidilmesi gerekiyor. 4 Endüstri geçişle birlikte ortaya çıkacak işsizliği azaltabilmek için tarım ve hayvancılık politikalarını, bu alanlarda üretimi ve verimliliği artıracak biçimde ele almamız gerekiyor. Esasen o alanlarda da genetik biliminin gelişmesi ve uygulanması sonucu birçok devrim peş peşe geliyor. Yani yalnızca sanayi devrimi değil tarım ve hayvancılık devrimi de güncelleniyor. Tarım ve hayvancılık alanında Türkiye bırakın ileri gitmeyi geri gitmiş bulunuyor. Endüstri yaratacağı işsizliği azaltmak ve yeni tarım ve hayvancılık devrimine ayak uydurabilmek için bugünden tarım politikamızı baştan aşağıya ele almamız gerekiyor. 5 Bütün bunları yapabilmek için başımızı inşaattan kaldırıp çevremize bakmamız gerekiyor. Sanırım yenilenme inşaata odaklanmış gözlerimizi çevremize çevirmekle başlayacak. İlk adım bu. Türkiye’nin bir kez daha sanayi devrimini kaçırmamak ve onun etkilerinden olumsuz olarak etkilenmemek için ve binlerce yıl önce bu topraklarda başlamış olan tarım devriminde bugün yaşanan güncellenmeyi yakalayabilmek için eğitimde mutlak surette bilime yönelik reforma gitmesi gerekiyor. Bugün için Türkiye’nin önündeki en önemli yapısal reform olarak bu değişim uzanıyor. Sorgulayan, araştıran, analiz yapabilen bir kuşak yetiştirmek için yeterince geç kaldık. Bundan sonra kaybedilecek tek bir saniyemiz bile yok.
Endüstri yaklaşık 10 yıllık kısa bir tarihçiye sahip olsa da bu konuda birçok kavram yanılgısı mevcut. Üretimde, hizmetlerde, hatta günlük yaşantımızdaki etkileri, bazı yanlış kavramların ortaya çıkmasına neden oldu. Bu yazımızda Endüstri ile hayatımıza giren mitleri ve kavram yanılgılarını listeledik. 21 Mit 1 Otomasyon insanların yerini alacak İnsanlar birkaç bin yıl önce aletler geliştirerek, kas gücünü daha az kullanmalarını sağladı. 1960’lı yıllarda ise hayatımıza giren 6 eksenli robotlar, başta otomotiv olmak üzere birçok alanda fiziksel güce duyulan ihtiyacı azalttı. Ancak Endüstri bunun çok daha ötesine geçiyor. PwC tarafından yayınlanan bir rapora göre, İngiltere'deki işlerin yaklaşık üçte biri 2030 yılına kadar otomasyon ve robotikten etkilenecek. Ancak akıllı teknolojinin kullanımı, üretim ve mühendislik alanında çalışan insanların sonu değil. Örneğin; bir fabrikanın yazılımla üretim verilerini topladığını ve üretim süreçlerini otomatikleştirdiğini varsayalım. Bu durumda insan müdahalesine duyulan ihtiyaç azalacak, ancak insan belirleyici faktör olmaya devam edecektir. Toplanan verilerin, verimlilik istatistiklerinin üzerinde işlem yapılmaya müddetçe bu dijitalleşmenin hiçbir anlamı kalmamaktadır. İşte tam da bu aşamada insana duyulan ihtiyaç ortaya çıkmaktadır. İnsan beyni, bir SCADA sisteminin yapabileceği işi hiçbir zaman da başarılı bir yapamaz. Ancak bu işi SCADA sistemine devretmek, insanın daha yaratıcı özelliklerini ortaya çıkaracaktır. Mit 2 En yeni donanım hayati öneme sahiptir 2017 tarihli Yıllık Üretim Raporuna göre, üreticilerin %64'ü, bağlantılı uygulamalar konusunda duydukları en büyük endişenin geliştirme maliyetlerinin çok yüksek olması olduğunu söyledi. Bu nedenle endüstriyel otomasyona yatırım yapmadan önce, üreticilerin hangi donanıma ihtiyaç duyduklarını belirlemesi kritik öneme sahip. Kollobratif robotlar gibi otomasyondaki en son trendler, her üretici için doğru yatırım olmayabilir. Örneğin, donanımdan bağımsız bir süreç kontrol yazılımının seçilmesi, işletme için tamamen yeni bir donanım sistemine yatırım yapma ihtiyacını ortadan kaldırabilir. Bu nedenle herhangi bir finansal harcama yapılmadan önce akıllı bir üretim stratejisi uygulanmalıdır. Üreticiler yatırımdan neye ulaşmak istediklerini dikkatlice değerlendirmeli ve bu hedeflere dayanarak satın alma kararları vermelidir. Yıllık Üretim Raporu’nda üreticilerin %39'u, akıllı üretim girişimlerini başarılı bir şekilde uygulamakta zorlandıklarını belirtiyor. Bunun için de şirketlerin donanım ve yazılım yatırımı kadar çalışan eğitimine de öncelik vermesi gerekiyor. Mit 3 Akıllı fabrikalar asla güvende olmayacak Doğaları gereği akıllı fabrikaların kendi duvarlarının çok ötesine genişlemesi ve daha büyük bir eko-sistemin parçası olmaları gerekiyor. Bu artan bağlantı, yeni operasyonel riskleri ve bilinmeyen güvenlik zorluklarını beraberinde getiriyor. Endüstri teknolojilerini uygulayan üreticiler, diğer endüstrilerle aynı siber güvenlik tehditlerinin çoğuna maruz kalmaktadır. Örneğin; “gelişmiş sürekli tehdit” olarak bilinen APT, imalat endüstrisine karşı yıllardır kullanılmaktadır. Ancak Endüstri ile üreticiler daha önce hiç internete bağlamadıkları donanımlarını da internete bağladıkları için bu tehdit artış göstermektedir. Endüstri uygulamasını planlarken, üreticiler çalışanlarını siber güvenlik önlemlerinin önemi konusunda eğitmelidir. Bu yöntem, üreticilerin yanlışlıkla oluşan veri kayıplarını önlemesine ve tesisin genel güvenlik gücünün artırmasına yardımcı olabilir. Secure by Design isimli bir rapora göre iki yıl önce üreticilerin yüzde 37’si siber güvenlik endişelerini göz önünde bulunduruyorken, şimdi bu oran yüzde 46’ya yükselmiş durumda. Mit 4 Ne kadar çok veri toplanırsa, o kadar iyidir Endüstri her ne kadar katmanlı üretim, AR – VR ve otonom robotlar gibi 9 farklı teknolojinin oluşturduğu bir devrim olsa da bunların başın siber fiziksel sistemler yani internet geliyor. Dolayısıyla IIoT dediğimiz Endüstriyel Nesnelerin İnterneti, Endüstri en önemli teknolojilerin başında geliyor. Elbette bu durum her endüstriyel cihazın veri üretmesi ve her üretilen verinin analiz edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. İşletmeler, süreçlerinde hangi adımların hız ve verimlilik sağlayacağını, maliyetlerini azaltacağını belirleyerek, o süreçte bulunan cihazlardan veri üretmeleri ve bunu analiz etmeleri en uygun adım olacaktır. Her cihazdan veri üretilmesi ve her verinin analiz edilmesi, işlem süreçlerinin yavaşlaması ve maliyetlerinin artmasıyla sonuçlanacaktır. Mit 5 3D baskının tek avantajı prototiplemedir 3D baskının avantajlarına göz attığımızda ilk olarak karşımıza hızlı prototipleme sağlaması çıkıyor. Ancak 3D baskı sadece prototiplemede kullanılan bir teknoloji değil. Bunun en iyi örneğini Ford Advanced Manufacturing Center isimli merkezinde veriyor. 23 adet 3D yazıcı bulunduran merkezde, ürün geliştirme süreçlerinin yanı sıra, üretim tesisi için ilave üretim de sağlanıyor. Kaynak AMFG industrialtechnology
04 Kas Blog, Endüstri akıllı üretim, bulut teknolojisi, Endüstri, Endüstri IoT, Proente, Prowmes, üretim takip sistemi, Üretim Yönetim Sistemi, üretimde verimlilik Endüstri birçok kesim tarafından 4. Sanayi Devrimi olarak bilinir. Çağdaş ve modern otomasyon sistemleri ile veri alış verişlerini, üretim teknolojilerini içeren bir sanayi terimidir. Bu sanayi devrimi; içerisinde nesnelerin internetini, internetin hizmetlerini ve fiziksel-sanal sistemleri barındırır. Barındırmak ile birlikte elde ettiği her veriyi teknoloji imkânı ile raporlaştırarak, zamandan tasarruf eder ve verimliliği arttırmaya yardımcı olur. Bu devrim, “akıllı fabrikalar” kavramının oluşmasında da en büyük rolü oynamıştır. Artık veriler raporlaştırılarak, otomatik bir şekilde analiz edilebiliyor ve verimli iş modellerinin geliştirilmesi sağlanabiliyor. Bu teknolojiyi daha iyi anlayabilmek için önceki sanayi devrimlerine de değinmek gerekir. Endüstri Öncesi ve Bugünkü İmkanlar İlk sanayi devrimi su ve buhar gücü kullanılarak, mekanik üretim sistemlerinin geliştirilmesi ile başladı. 2. Endüstri Devrimi elektirik gücünün imkânları ile seri üretim yapılmasına olanak tanıdı. 3. Endüstri Devrimi dijital devrim olarak da isimlendirilir. Elektroniklerin kullanımı ile birlikte bilim ve teknolojinin gelişmesiyle üretimler daha otomatik hale geldi. 18. yüzyılda 1712 yılında buhar makinesinin icadı ile ilk sanayi devrimi başladı. 19. yüzyılda telgraf ve telefonun icadı ile elektrik ve iş bölümüne dayalı seri üretim başladı. 1971 yılında ilk mikro bilgisayarın icat edilmesiyle üretim süreçlerinin otomasyon hikâyesi başladı. 21. yüz yılda otomatik makineler ve sanal ortamlar ile seri üretime, otomatik üretime ve diğer üretim modellerine Endüstri gücü eklendi.
Dijital dönüşüm ve Endüstri ile birlikte ulaşılacak yeni seviyede, insanların, nesnelerin ve sistemlerin birbirleri ile bağlantısı yaygın ve etkin bir şekilde gerçekleşmiş olacaktır. Ulaşılacak bu yeni seviyenin büyüme, istihdam, yatırımlar, iş dünyası, akademi dünyası ve devletler için getireceği fırsatlar ve sorumluluklar neler olacaktır ? Bu çevrelerin, Endüstri beklentileri neler olmalıdır? 16 Bugün için Endüstri kavramı genellikle üretimde verimliliğin yükseltilmesine yönelik hedef ve beklentiler ile ilişkilendirilmiş olsa da, Endüstri teknoloji dünyasına ve sosyal hayata getireceği yenilikler bunlarla sınırlı kalmayacak. Zira, gerek duyulan yasal ve hukuksal düzenlemeler ile birlikte yeni ürün ve süreçlerin geliştirilmesine yönelik yeni fırsatlar gündeme gelecek. Bundan dolayı Endüstri ile ilgili beklentiler geniş çaplı ve yüksek seviyede. Endüstri ürünlerin ve üretim sistemlerinin yaşam döngüsündeki bütün değer zincirinin organizasyon ve yönetiminde yeni bir seviye olan Dördüncü Endüstri Devrimi’ni tanımlar. Bu döngü, sürekli artarak bireyselleşen müşteri isteklerine odaklanır ve fikir aşamasından başlayarak ürün geliştirme ve üretim siparişinden, bir ürünün son kullanıcıya dağıtımını ve geri dönüşümünü de kapsayacak şekilde tüm zinciri içine alan hizmetleri içerir. Dijital dönüşüm ve Endüstri ile birlikte ulaşılacak yeni seviyede, insanların, nesnelerin ve sistemlerin birbirleri ile bağlantısı yaygın ve etkin bir şekilde gerçekleşmiş olacaktır. Bu altyapı sayesinde, dinamik, gerçek-zamanlı olarak optimize edilmiş, kendi kendine organize olabilen, tüm organizasyon geneline yayılmış ve organizasyonlar arası katma-değer zinciri ağları oluşacaktır. Bu ağlar, maliyet, ulaşılabilirlik ve kaynak kullanımı gibi çeşitli kriterlere göre kendini optimize etme imkanına sahiptir. Ulaşılacak bu yeni seviyenin büyüme, istihdam, yatırımlar, iş dünyası, akademi dünyası ve devletler için getireceği fırsatlar ve sorumluluklar neler olacaktır ? Bu çevrelerin, Endüstri beklentileri neler olmalıdır? Büyüme Endüstri geçiş elbette büyük yatırımlar, köklü değişimler ve teknolojik gelişim gerektiriyor. Endüstriyel süreçlerin ileri seviye otomasyonu ve akıllı fabrikalar kurmak için gerekli yatırımlar, beraberinde önemli bir büyüme vaadini de getiriyor. Çünkü yeni teknolojilere, endüstride yeni akımlara yatırım yapanlar aslında en temel müşteri beklentilerini karşılamak üzere yatırım yapmış oluyor. Bu yatırımların karşılığı da hem işletmeler hem de ülkeler için ekonomik ve endüstriyel büyüme anlamına geliyor. Öngörülere göre, Endüstri ile birlikte endüstriyel satışlarda ilk etapta yıllık yüzde 2-3 oranında artış yaşanacak. Endüstri öncüsü konumundaki Almanya özelinde bakıldığında yıllık 30 milyar Euro, Avrupa genelinde ise 100 milyar Euro ciro artışı yaşanacağı tahmin ediliyor. Diğer bir deyişle Endüstri yapılan yatırımın karşılığını hızla vermeyi vaat ediyor. İstihdam Endüstri hakkındaki en büyük iki kaygıdan biri güvenlik iken, diğeri de robotik sistemlerin yaygınlaşması sonucunda iş kaybı yaşanması. Aslında bu kaygının gerçekçi olmadığını görmek için Üçüncü Endüstri Devrimi dönemine bakmak yeterli olacaktır. Bu devrim sırasında özellikle otomotivde otomasyon artarken işsizlik artmadı. Tam aksine, Üçüncü Endüstri Devrimi’yle gelen ekonomik büyüme, yeni ve inovatif iş alanlarının doğmasına, yeni mesleklerin ortaya çıkmasına otomasyondaki robot ve makinelerin bakımı/tamiri gibi, iş imkanlarının artmasına yol açtı. Dolayısıyla, Endüstri için de aynı beklenti içine girmek mantıklı olacaktır. Dünya genelinde kaydedilen her gelişme beraberinde bir değişim süreci getirir. Ama bu değişim sürecinde her zaman yeni fırsatlar doğar. Endüstri yatırımlarının kısa vadede yüzde 6 istihdam artışı sağlayacağı, uzun vadede ise başta BT ve mekatronik alanlarında olmak üzere nitelikli iş gücü talebinin ciddi düzeyde artacağı öngörülüyor. Bu beklentiler gerek devletlerin gerekse bireylerin eğitim sisteminden beklentilerini de değiştirecek gibi görünüyor. Yatırımlar PwC araştırma şirketinin Almanya’da 235 firma ile yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, işletmeler gelecek 5 yılda yıllık cirolarının %3,3’ünü Endüstri odaklı projelere ayırmayı planlıyor. Bu projelerin alacağı devlet desteğinin, sürecin hızlanmasına katkı sağlaması bekleniyor. Avrupa genelindeki Endüstri yatırımlarının yıllık tutarının ise 140 milyar Euro’ya ulaşacağı tahmin ediliyor. Böylesine kapsamlı bir devrim ve dönüşüm sürecinde kuşkusuz en önemli unsur devlet katkısı ve desteği. Finlandiya ve Çin’de devlet desteğiyle, ABD’de kâr amacı gütmeyen kuruluşların katkısıyla şekillenen Endüstri için Almanya hükümeti de ciddi yatırım yapıyor. 2020 yılına kadar Endüstri projelerine her yıl 40 milyar Euro yatırım sözü veren hükümet, bu açıdan özel sektör işletmeleri için de cazip bir inovasyon ortamı yaratıyor. Devlet Almanya örneğinde de görüldüğü gibi, Endüstri sürecinde en büyük görevlerden biri de devletlere düşüyor. Böylesine büyük dönüşümlerin devlet desteğiyle gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor. Hükümetler gerek yaptıkları yatırımlar gerekse üniversiteler, endüstri temsilcileri, sivil toplum örgütleri ve düşünce kuruluşları ile yaptıkları işbirlikleri sayesinde Endüstri stratejilerinin ve süreçlerinin gelişimini hızlandırıyor. Belirlenen stratejilerin başta mesleki ve teknik eğitim olmak üzere kamunun çeşitli noktalarına entegre edilmesi de devletlere düşen sorumlulukların başında geliyor. Özellikle Ar-Ge çalışmalarına yoğun destek içeren stratejilerin belirlenmesi ve altyapı desteği de Endüstri dönüşümünde hükümetlerin üstlenmesi gereken bir sorumluluk olarak vurgulanıyor. Üniversiteler ve Araştırma Kuruluşları Toplumsal, ekonomik, idari etkileri olan hiçbir dönüşüm tek bir grubun ya da kurumun teşviki ile gerçekleşmez. Endüstri dönüşümü için de resmi stratejilerin eşliğinde üniversitelere ve araştırma kuruluşlarına büyük görevler düşüyor. Endüstri beraberinde getireceği yeni istihdam olanakları doğrultusunda üniversitelerin eğitim programlarını güncellemeleri gerekiyor. Özellikle fen bilimleri alanında çok-disiplinli yaklaşımların benimsenmesi; elektrik, elektronik, makine mühendisliği ve bilgisayar bilimlerini bir araya getiren mekatronik alanında yeni eğitim programlarının oluşturulması önem taşıyor. Aynı zamanda da gerek üniversitelerin gerekse araştırma kuruluşlarının dünya genelindeki standartları takip ederek Ar-Ge başta olmak üzere her alanda daha aktif rol alması bekleniyor. Diğer bir deyişle, Endüstri sadece akademik ya da sadece ticari bir girişim olarak başarıya ulaşması mümkün olmadığı için akademi-iş dünyası-siyaset üçgeninin sağlam bir şekilde çizilmesi gerekiyor. Teknoloji Sağlayıcılar Endüstri temelinde, robotik ve mekatronik olmak üzere gelişmiş teknolojiler yer alıyor. Dolayısıyla bu devrimin yönlendirici mercileri arasında, özel sektör ve kamu sektöründeki teknoloji sağlayıcıları da yer alıyor. Teknolojiyi en yakından tanıyan işletmeler olan teknoloji sağlayıcıları, geleceğin endüstri sistemlerini bugünden görmek açısından çok avantajlı bir konumda bulunuyor. Dolayısıyla Ar-Ge çalışmalarının odaklanacağı, katma değer yaratacak ürünler ve servislere yatırım konusunda da görüşlerini paylaşmaları önem taşıyor. Teknoloji sağlayıcılar ile özel sektör işletmelerinin ve endüstriyel tesislerin ortak projeler, iş modelleri ve bilinçlendirme çalışmaları yürütmesi, Endüstri gelişimi açısından büyük gelecek vaat ediyor. Endüstri ın tanımını ve vizyonunu dikkate aldığımızda, uygulama aşamasında şu teknoloji alanlarının önem kazandığını görmekteyiz ; ►Siber-Fiziksel Sistemler ►Öğrenen Robotlar ►Nesnelerin Interneti ►Bulut Bilişim ►Büyük Veri ve Veri Analitiği ►Yatay ve Dikey Entegrasyon ►Katmanlı Üretim ►Sanal Gerçeklik ►Siber Güvenlik Endüstri Bir Endüstri Devriminden söz ederken endüstri sektörünü kapsam dışında bırakmak elbette olanaksız. Endüstri sürecini hem etkileyen hem de bu süreçten etkilenen bir paydaş olarak sanayi kuruluşlarının, öncelikle müşteri beklentilerini iyi analiz ederek, resmi kurumlara, üniversitelere ve teknoloji sağlayıcılara danışmanlık yapması gerekiyor. Bu sayede Endüstri beklentiler ve hedefler de netleşebilir ve stratejiler bu doğrultuda belirlenebilir. Endüstriye düşen önemli görevlerden birinin de ekosistemlerini bilgilendirmek olduğunu belirtmek gerekiyor. Devrimler, kollektif hareketlerdir. Bu nedenle, Endüstri için tüm paydaşların ve paydaşlar içindeki farklı birim ya da işletmelerin de bir arada ilerlemesi, endüstrinin, ülkelerin, son tahlilde de dünyanın yararına olacaktır. Kaynaklar [1] B. Vogel-Heuser, M. Ten Hompel, T. Bauernhansl, Industrie in Produktion, Automatisierung und Logistik Anwendung - Technologien - Migration. Wiesbaden Springer, 2014 [2] Towards the re-industrialization of Europe a concept for manufacturing for 2030, E. Westkämper, Springer, 2014 [3] Industry the new industrial revolution, how Europe will succeed, Roland Berger Consultants, 2014. [4] Digital transformation of European industry and enterprises, Strategic Policy Forum on Digital Entrepreneurship, European Commission, 2015. [5] Industry the future of productivity and growth in manufacturing industries, Boston Consulting Group, 2015. [6] [7] [8] [9] [10]
endüstri 4.0 ile ilgili cümleler